niyet
İyi halini beklemeden başlayabilirsin
@restfulriver Narrated by Emmylou Birmingham 2:02 27 shots
0:00 2:02
İyi uyuyamadın ve gün yine de geldi. Bugün ne yapmayı planladığını biliyorsun. Bunu yapması gereken, dinlenmiş halinden şu an ne kadar uzakta olduğunu da biliyorsun. Odada bir ışık var, bir su ısıtıcı var ve göründüğünden çok daha küçük bir karar seni bekliyor.
Pencerede yumuşak bir buhar lekesi. Dün geceden yamuk bırakılmış bir sandalye. Yarı uyanık bir binanın uğultusu. Kapının yanında ayakkabıların, biri hafif dönük, tam düştüğü yerde.
Başlamadan önce dinlenmiş halinin gelmesini bekliyorsun ve o hal bir türlü gelmiyor. İşte bunun bedeli, göründüğünden çok daha hızlı büyüyor: yeterince iyi koşullar belki beş günde bir gerçekleşiyor, yani böyle bir koşul isteyen bir kural, her beş günden dördünü kimseye vermiyor. Bir yıla yayınca bu, yılın çoğu demek. O iş hiçbir zaman en iyi halini beklemedi. Senin herhangi bir halini bekledi, sen ise sürekli özür gönderdin.
Bir an için tersinden düşün. Yorgun geçen bir seansın, atlanan bir seanstan daha iyi olduğunu zaten biliyorsun, çünkü ikisini de yaşadın ve sadece biri geriye bir şey bıraktı. Yani ölçü çaba değil, orada olmak; ve orada olmak, sahip olduğun her enerji seviyesinde mümkün. Bir şeyin yarısı, o şeyin eksik bir hali değildir; bugünün ölçeğinde, o şeyin kendisidir. Devam edebilenler senden daha dinlenmiş insanlar değil. Sadece dinlenmeyi bir ön koşul olmaktan çıkarmışlar.
O yüzden bugün küçük olsun. Planladığının üçte biri, bu bedenin verdiği hızda, kalite konusunda hiçbir hırs taşımadan. Bitince bırak, üzerinden geçme. Yorgun ama bitmiş olan, yine de bitmiş sayılır. Bunu sonradan değerlendirecek kimse aradaki farkı anlamaz, sen de bir hafta sonra anlamayacaksın.
Dinlenmiş halin daha fazlasını yapardı. O hal şu an burada değil, gün ise burada. Yine de git, kötü de olsa git, ve tek ölçü bu olsun.