Skip to content

niyet

Bugün önce zor olanı yaptın

@lullabyleo Narrated by Emmylou Birmingham 2:18 26 shots

0:00 2:18

Hangi iş olduğunu zaten biliyorsun. Gözlerini açmadan önce bile biliyordun, çünkü günlerdir orada duruyordu, tam da şimdi durduğu gibi. Su ısıtıcısı ağır ağır kaynıyor. Önünde koca bir sabah var ve o sabahın en başına neyi koyacağına karar verecek tek kişi sensin. Bu karar, günün geri kalanını olması gerekenden daha kolay ya da daha zor hale getirecek.

Camda yumuşak bir buğu lekesi. Dün geceden çekilip bırakılmış, eğik duran bir sandalye. Henüz senden hiçbir şey istenmemiş bir odanın o kendine has sessizliği. Çantan, bıraktığın yerde duruyor. Dışarıda biri, acele etmeden bir şeyler kazıyor, ve bu tuhaf bir şekilde insana yoldaşlık eden bir ses.

O işi listede aşağı doğru kaydırıp durdun, her seferinde faturası sana kesildi. Ertelemek bedava değil. Yaptığın anda bedavaymış gibi hissettiriyor, çünkü faturası sonra geliyor, üstelik ilk başta o kararla bağlantı kuramayacağın bir para biriminden. Ama ertelediğin her saati, içindeki hafif bir tedirginlikle, hiç tam rahatlayamadığın akşamlarla, açık kalan o meselenin keyif almaya çalıştığın her şeyden aldığı küçük bir vergiyle ödedin. Dürüstçe toplarsan, kaçınmak sana işin kendisinden çoktan daha pahalıya patladı.

İşte hislerinin tersine işleyen kısım burası. O tedirginliği, işin çok büyük olduğuna dair bir uyarı sanıp, onunla baş edecek kadar enerji birikene kadar bekliyorsun. Ama o tedirginlik işi ölçmüyor. İşin ne kadar süredir açık kaldığını ölçüyor, yani her beklediğin gün, işi gerçekten büyütmeden sana daha büyük gösteriyor, sonunda daha az iş için daha çok cesarete ihtiyaç duyuyorsun. Erken yaparsan, şişirilmiş bedeli değil gerçek bedeli ödemiş olursun. İşte bu yüzden önce yapmak sonraya bırakmaktan daha ucuza geliyor, ve bunun irade gücüyle hiçbir ilgisi yok.

O yüzden bu sabah zor olan iş en başa geçiyor, gelen kutusundan önce, akıştan önce, olduğundan daha kolay görünmek üzere tasarlanmış her şeyden önce. Görev, işi bitirmek değil. Açıp yirmi dakika orada kalmak, çünkü bütün ağırlığı taşıyan kısım, o işi açmak.

Sabahın ortasına geldiğinde, listendeki en ağır şey artık geride kalmış olacak. Ondan sonraki her şey daha hafif gelecek. Bir salıyı geçirmenin güzel bir yolu bu, ve şu an oturduğun yerden bakıldığında tamamen elinin altında.