niyet
İşe yarayanın sıradan olan olduğunu zaten biliyorsun
@openwindow Narrated by John Lane 2:22 24 shots
0:00 2:22
Takıldığın şeyin cevabı sıradan, ve bunu haftalardır biliyorsun. Uyu, yürü, sor, başla, bekle. Bu tarz basit bir şey, ve ilk günden beri bunu biliyordun. Sabah aydınlık, su ısıtıcı kaynıyor, ve sıradan cevap bunca zamandır köşede sabırla bekliyor.
Aynı konu üzerine açık sekmeler, birkaç tane. Ucu kurumuş bir fosforlu kalem. Sandalyenin kendiliğinden oturduğu açı. Bir fincandan yükselen buhar, ve arkasından yükselen ışık.
Zaten sahip olduğun cevaptan daha iyisini arıyorsun. Bu arayış sorumluluk gibi hissettiriyor. Oysa yaptığın şey tamamen başka bir şey: sıradan bir çözümün ne hikayesi ne de zekası vardır, bu yüzden onu kabul etmek, sorunun aslında hiç karmaşık olmadığını, sadece ihmal edildiğini itiraf etmek anlamına gelir. Bunu itiraf etmek, çözmekten daha zordur, ve araştırmanın durmak yerine sessizce sürüp gitmesinin sebebi tam olarak budur. Sıradan cevabın hep kazanmasının nedeni, gerçek mekanizmaya dokunmasıdır, ve gerçek mekanizma neredeyse her zaman sıradandır.
Bu arayışın sana ne kazandırdığına bak. Daha iyi bir plan değil, çünkü öyle bir şey olsaydı onu anında tanırdın ve bir aydır bulamadın. Sana kazandırdığı şey, o sıradan şeyi yapmanın rahatsızlığını hiç yaşamadan sorunla uğraşıyor gibi hissetmek, yani laboratuvar önlüğü giymiş bir erteleme. En hızlı sıkışıp kalmaktan kurtulanlar, daha fazla bilgiye sahip olanlar değildir. Onlar, sıradan cevabı daha erken kabul edip, herkes hâlâ okurken sonuç toplamaya başlayanlardır.
O yüzden bugün sıradan olanı yap. Ne daha fazla okuma, ne kıyaslama, ne de son bir kontrol. Haftalardır etrafında dolaştığın o bariz, sıradan adımı, bugün öğleden sonra at, gününe ne kadar sığıyorsa o büyüklükte.
Zaten hiç ilginç olmayacaktı. Sadece işe yarayacaktı, ve bunların ikisi farklı sorularmış meğer. Bugün öğleden sonra o sıradan adımı at, ve ayının geri kalanını geri kazan.