Skip to content

niyet

Zaman geçirdiğin ortam, sonunda sen olursun

@highlandcalm Narrated by Ed Castle 1:54 24 shots

0:00 1:54

Yanındayken kendini hep daha zinde hissettiğin biri var, ama aylardır görüşmediniz. Daha bu cümleyi bitirmeden o isim aklına geldi bile. Sabah aydınlık ve sakin. Masada bir telefon duruyor, tek bir mesaj göndermek için önünde koca bir gün var.

Işıkta yana doğru süzülen buharıyla bir fincan. Sokakta birinin araba kapısı, ardından motor sesi, sonra sessizlik. Binanın sabahları çıkardığı o küçük sesler. Kapının yanındaki askıda, son zamanlarda pek dışarı çıkmamış bir ceket.

Etrafındaki insanları bir girdi olarak değil, sadece bir manzara olarak görüyorsun. Asıl bedel de tam burada gizli: standartların, kelime dağarcığın, normal saydığın şeyler, en çok vakit geçirdiğin ortam tarafından belirleniyor, sessizce, kimse bir şeye karar vermeden. Bu yüzden artık çabalamayan insanların arasında geçen bir yıl, tabanını asla tam olarak işaret edemeyeceğin kadar aşağı çeker, çünkü bu tartışarak değil, içine sindirerek olur. Kimse seni ikna etmeye çalışmaz. Sen sadece alışırsın.

Bunun hangi yöne işlediğine bak. Yakınlık, izin almadan bir standardı aşağı çekebiliyorsa, aynı şekilde yukarı da çekebilir; bu iyimser bir yorum değil, aynı mekanizmanın ters yönde çalışması. Seni daha yetkin hissettiren insanlar seni pohpohlamıyor, sadece uzaklaştığın bir normali sana yeniden gösteriyorlar. Doğru kişiyle geçirilen bir saatin bir ayı sıfırlayabilmesinin, ve bu saatleri kaçırmanın o an hissettirdiğinden çok daha pahalıya mal olmasının nedeni bu.

O yüzden bugün bir mesaj gönder. Seni daha iyi biri olmak isteten o kişiye, belirsiz bir 'yakında' yerine gerçek bir tarih yazarak. Tek bir satır yeter. Önemli olan tarih, çünkü ancak bir plan, yoğun geçen iki haftaya dayanabilir.

İçinde bulunduğun ortama doğru sürükleniyorsun, hangisi olursa olsun. Ortamını sen seç. Bu, yapabileceğin en az çaba gerektiren değişiklik, ve inansan da inanmasan da işe yarıyor.