niyet
Söylediğinden daha fazlası var elinde
@wildchamomile Narrated by Paul Rigby 1:56 23 shots
0:00 1:56
Vaktin yok diyorsun sürekli, ve bunun bir kısmı gerçekten doğru. Sabah, geri kalanına dürüstçe bakabilecek kadar sakin. Bir fincan var, duvarda bir saat, ve kimse nereye gittiğine dikkat etsin etmesin, bir şekilde harcanacak olan koca bir gün.
Yüzü aşağı dönük, hafifçe ılık bir telefon. Haftanın gerçekten hissettirdiğinden çok daha fazla boşluğu olan bir takvim. Aşağıda bir yerde bir kapı, sonra ayak sesleri. Duvarı her zamanki acelesiz hızıyla tırmanan ışık.
Zaman yok olmuyor, harcanıyor, üstelik öyle sessizce harcanıyor ki eksilmiş gibi görünüyor. Mesele tam olarak bu: onar dakikalık parçalar halinde kaybolan bir saat kendinden hiçbir iz bırakmıyor, bu yüzden gün gerçekte olduğundan daha kısa hissettiriyor, ve hiç vakit yoktu dediğinde yalan söylemiyorsun. Ama o saatler belirli, sıradan bir yere gitti, ve görünmez olmalarının sebebi hiçbirinin bilinçli seçilmemiş olması, dolayısıyla hiçbirinin fark edilmemiş olması. Eksik olan zaman değil. Onun kaydı.
Ahlaki soru yerine muhasebecinin sorusunu dene. Günü boşa mı harcadın diye sorma, bu sadece suçluluk üretir, bilgi üretmez. Bunun yerine dört saatin gerçekte nereye gittiğini sor, bu tam tersini üretir. Kimse hiç açmadığı bir bütçeyi yönetemez, sen ise bu bütçeyi yıllardır sadece bir hisin gücüyle idare ediyorsun. Amaç bir başarısızlık bulmak değil. Mesele şu: görebildiğin bir gün, bilerek harcayabildiğin bir gündür, ve neredeyse hiç kimse buna bakmamış.
Bugün dört saat, olduğu gibi kaydedilecek. Kabaca olması yeterli, her biri için tek satır. Hüküm yok, düzenleme yok, buna bağlı bir plan yok. Sadece o saatlerin gerçekte nereye gittiğinin sade kaydı, böylece yarın bir ruh haline değil, gerçek bir sayıya dayanarak çalışırsın.
Hissettiğinden daha fazlası var elinde. İstediğin kadar değil, her şeye yetecek kadar hiç değil, ama daha fazlası var, ve yıllardır orada, okunmadan duruyor.